Caz Benim Hikayem “20. Yüzyıl Afro-Amerikan Edebiyatı ve Caz Müzik Üzerine Bir İnceleme” (Çeviri)

 

Caz Benim Hikayem “20. Yüzyıl Afro-Amerikan Edebiyatı ve Caz Müzik Üzerine Bir İnceleme”

Bebop döneminden günümüze kadar olan zaman Birleşik Devletler ve Afro- Amerikan topluluğu dışındaki gruplar için büyük bir kültürel değişim dönemi olmuştur. Bu değişimdeki oldukça önemli faktörlerden birisi, geçtiğimiz yüzyılda caz müziğin de sıkı bir şekilde bağlı olduğu, Afro- Amerikan edebiyatıdır. Günlük dilde siyahi edebiyatı olarak da geçen bu edebi tür, Harlem Rönesansından (yaklaşık olarak 1919- 1939 yılları arası) itibaren resmi bir kavram haline gelmiştir, Harlem Rönesansı döneminde, önemli siyahi liderler siyahi kültürünü ve statüsünü sanat icra ederek, siyasi hareketlere öncülük ederek ve insan hakları mücadelesini ilerleterek yüceltmeyi hedeflemişlerdir. Caz müzik Amerikan kültüründe çoktan yerini almış olsa bile, o dönemde Afro-Amerikan edebiyatında çok az bahsi geçmiştir.

Caz müzik, İkinci Dünya Savaşından sonra sadece bir dans müziği olmaktan çıkıp bir “sanat müziği” haline gelene kadar, caz müziğinin yazılı eserlerdeki etkisi büyük ölçüde artmıştı. Ted Joans’ın yazdığı ‘Dinim Caz’ (Jazz is My Religion) gibi caza dair şiirlerde, caza doğrudan ve belirli atıflarda bulunulur, belli başlı sanatçılara değinilir ve biçimin şahsi ve kültürel önemi üzerinde durulur. Cazın konu olduğu diğer edebi metinler, örneğin Ralph Ellison’ın Görünmez Adam (Invisible Man) romanı ya da Beat kuşağı şiirleri, caz ile olan ilişkilerini alttan alta yürütmüştür, müzikten doğrudan etkilenmeler kendini başka şekillerde göstermiştir; hepsi caz müziğinin Bebop dönemi sonrasında kültürü ne ölçüde etkilediğini benzersiz bir biçimde gözler önüne sermiştir.

1960’lardaki Siyahi Sanat Akımı, caz ile ilişkili olan edebiyatın yaratılmasındaki en güçlü teşviklerden biridir. Harlem’den etkilenerek ortaya çıkan bu akım sanat üzerine yoğunlaşsa da, bir olmuş siyahi şairler, müzisyenler ve yazarlar Siyahi Güç hareketine siyasi açıdan bağlanmışlardır. Aynı zamanda, Siyahi Sanat Akımına katılmayan isimler de caz ile ilişkili edebi eserler dizininin gelişiminde katkıda bulunmuştur, bu isimlere örnek olarak, şiirlerinde binlerce etkileyici caz müzisyenine yer vermiş Michael S. Harper verilebilir.

Caz zaman içinde değiştikçe dinleyicisinin demografik profili de buna bağlı olarak değişmiştir. Bugünün Amerika’sında, caz müzik eski popülerliğini yitirmiş durumda ve genç nesil için pek de ilgi çekici değil. Fakat bu durum Yusef Komunyakaa gibi roman yazarları ve şairlerin cazın özelliklerine, caz performanslarına ve tarihsel figürlere değinerek yeni edebi eserler hazırlama gibi süregelen çabalarını sekteye uğratmamıştır.

Yazının devamında, caz müziğin yukarıda bahsi geçen dört dönem ile ilişkisi daha detaylı olarak incelenecektir: Harlem Rönesansı (1919-1939), İkinci Dünya Savaşı sonrası (1940ların ortasından 1950lilere kadar), 1960lar-  1970ler ve 1980lerden günümüze. Caz müzik asla kenarda köşede kalmamıştır; kültürel havayı ve diğer sanat türlerini etkilemiş ve onlardan etkilenmiştir. Cazın toplumun diğer yönleriyle olan ilişkisi saymakla bitmez fakat kısaca şöyle özetlenebilir, “ Her halinde, caz bir kişinin baskıya verdiği duygusal tepkiyi dillendirir, Afro-Amerikalıların sanatsal yeteneklerini ortaya koyar ve boyun eğmek zorunda bırakılanların sesi olur.” (Theriault, 1). Bunlar oldukça geniş konulardır ve her biri etkilerinde caz müziğin çok ötesine geçerler. Eğer biri caz müziği her yönüyle anlamak isterse, kültürel bağlam göz ardı edilemeyecek çok önemli bir zemindir. Yazarların ve şairlerin eserleri tıpkı müzisyenler gibi benzer toplumsal faktörlerden güdülendiği için edebiyat, bu konuları caz müzikte analiz etmek için oldukça güçlü bir araçtır. Sanatın bir ifade ve iletişim aracı olduğu görüşü, hem zamanın hem de sanat mecrasının ötesine geçmiş ve kesinlikle caz müziğin ve Afro-Amerikan edebiyatının ufkunu genişletmiştir.

 Siyahi Edebiyatının Temelleri Harlem Rönesansında Atılıyor

Harlem Rönesansı Birleşik Devletlerde yeni bir Afro-Amerikan kimliğinin gelişmesinde önemli bir dönemdir ve sanatla olduğu kadar siyasal hareketler ve insan haklarıyla da alakalıdır. Caz müzik, ‘hızlı hayatı ve I. Dünya Savaşı sonrası enerjiyi simgeleyen ve Caz Çağı’ olarak da adlandırılan ‘Kükreyen Yirmiler’ dönemi boyunca o dönemin Amerikan kültürünün önemli bir parçasıydı.  (M. Harvey, “Midwestern Jazz—Bix Beiderbecke & The European Fascination” söyleyişi, 6 Ekim, 2016). Bu yüzden caz müziğin bu dönemde siyahi edebiyatında çok az bahsedilmesi pek bir şaşırtıcıdır. Michael Borshuk caz müziğin Rönesans döneminde, özellikle edebi açıdan, pek de popüler olmayışını beyaz ve siyahi eleştirmenlerin farklı tavırlarına yoruyor:

Cazın doğuş yılları olan 1910 ve 1920lerde yazan beyaz eleştirmenler, saf içliliğe yönelik bir nefret ve şiddet açığa vurmuşlardır… Siyahi eleştirmenler ise beyazların iğneleyici hitaplarından kaçınmış ve estetik değerini küçümseyerek caza farklı bir şekilde yaklaşmışlardır. Caz, 1920lerde siyahi aydınlar tarafından yürütülen ırkla ilgili projelerde yer alamamıştır.

Caz müziğin Rönesans döneminde bir türlü yer edinememesi, Borshuk’a göre, 1920lerde Afro-Amerikalılar arasında artan sınıf bilinci ve yeniden canlanmaya başlayan kültürlerini uzun süredir var olan klişelerden uzaklaştırma istekleri gibi birçok farklı faktörle ilişkilendirilebilir. Hatta belki de, cazın Rönesans dönemi eserlerinde var olmaması, Avrupa sanatının kültürel olarak fazla yüceltilmiş olması olabilir; bu da caz müziğindense Afro-Amerikan müzik geleneğinin değer kazanmasına sebep olmuştur.

Kendini caz müzikten geride tutan Rönesans figürlerinin dışında göze çarpan kişi 20. yüzyıl yazarı ve Caz Şiirlerinin Babası olarak atfedilen Langston Hughes idi.  Başlarda The Weary Blues adlı derlemi caz ve blues müzikleri üzerine yoğunlaşsa da, uzun soluklu kariyerinde tema olarak genellikle blues ve caz konularını işlemiş fakat blues biçeminde şiir yazımına odaklanmıştır.Aynı şekilde, Hughes’ın yeni bir soluk getiren öncülüklerinden birisi de, caz müzik eşliğinde şiir okumaları yapması, Ask Your Mama başlıklı Louis Armstrong’a ithaf edilen kitabında olduğu gibi yazılarının kenar boşluklarında caz müziğin tipik notalarını kullanmasıdır.Caz müziği küçümseyen Rönesans figürlerinin aksine, Hughes caz müziği, tüm özellikleri açıısndan Rönesansın tüm hedefleriyle paralel olarak görüyordu.

Hughes cazın devrimsel nitelikteki estetiğinde edebi bir potansiyel görüyordu çünkü caz yeni yüzyıldaki edebiyatta karakterize olmaya başlayan bireyselliği halk ile buluşturuyordu… Caz

Harlem Rönesansı bağlamının dışında, Birleşik Devletlerdeki diğer yazarlar, özellikle beyaz modernistler, 1920lerde caz müziğin ulusal kültüre kattığı değeri anladılar. Bu etki kendini modernist şiirlerde iki şekilde gösterdi; belirgin bir şekilde caz gösterilerinin özel tasvirleri ve daha az belirgin olarak biçemsel açıdan. 1925 yılında ‘Modern Poetry’ adlı makalesinde de Mima Loy’un belirttiği gibi caz müzik “modern dünyanın kolektif ruhunun” bir simgesiydi.

Birleşik Devletlerdeki modern şiirlerin genel hatları düşünülürse, Hughes’nın eserleri, sadece Afro-Amerikan geleneklerinin özellikleri odaklı bir çerçeve dışında incelendiğinde, caz müzik açısından daha fazla nasibini almıştır.

Caz Müziğine Dair Şiir ve Romanlar II. Dünya Savaşından Sonra Önem Kazanır

  1. Dünya Savaşı 1945 yılında sona erdiğinde tüm ülkeyi sarsan değişiklilere yol açtı. Savaşın yol açtığı zorluklar, müzik endüstrisinin kendi içindeki sıkıntıları ve performansların daha küçük mekânlarda sergilenmesi sonucu caz müzik artık dışlanmıyordu. II. Dünya Savaşının bitişi Swing Dönemi’nin bitişine rastlıyordu; caz müzik artık bir dans müziği olmaktan çıkmış ve sanat için dinlenen bir müzik türü haline gelmişti.

Aynı şekilde, caz müziğinin sanatın diğer dallarındaki özellikle yazılı eserlerdeki, etkisi de, artmıştı. Ted Joans’ın caz müziğini konu alan şiiri “Jazz is My Religion” (Dinim Caz) bu döneme ait önemli bir örnektir. Caz şiiri oldukça genel hatlarıyla yapılan bir tanımdır ve Feinstein “A Bibliographic Guide to Jazz Poetry” adlı kitabında bu kavramı detaylandırmıştır;

Şair ve akademisyenler 1920lerin başından ‘caz şiiri’ ifadesini Vachel Lindsay şiirinde ‘caz’ kelimesini kullandığından beri tartışıp duruyorlar. Bazıları müzisyenlere ve caz müziğine edebi açıdan bir vurgu yüklüyorken diğerleri, caz ve şiiri, özellikle cazın ezgileri ve şiirin sözel geleneği arasındaki ilişkileri bakımından, estetik açıdan değerlendiriyor.

İşte caz şiirinin bu belirsiz tanımı yüzünden, bu döneme ait eserlerin derlemesini yapmak oldukça zordur. Fakat Joans belirli sanatçılara ve müziğin biçiminin kişisel ve kültürel önemine değindiği için, “Jazz is My Religion” (Dinim Caz) kesinlikle caz müziğe edebi vurgu yapan eserler arasındadır. Şiirin ikinci kıtasının ikinci yarısı buna güzel bir örnektir:

… fakat caz

Hala benim dinim anladığımdan ve hissettiğimden

Ne anlatmak istediğini

Mesela muhterem Dizzy Dizzy Gillespie/Brother Bird ve

Basie/Uncle

Armstrong/Minister Monk/ Deacon Miles Davis/ Rector

Rollins/

Rahip Ellington/ Fanki Horace Silver/ ve büyük

Pope

John, John COLTRANE ve Cecil Taylor

Onlar

Vaazı Verirler

Daima dans ettiren

Joans caz sanatçılarından oldukça saygılı bir biçimde bahseder ve ünlü eserlerinin çoğunda bu yakınlık hissini ve bağlılığı sürdürür. Joans eserlerinde özellikle Charlie Parker üzerinde yoğunlaşsa da, “Jazz Must Be a Woman” (Caz Bir Kadın Olmalı) adlı şiirinde, yayınlanan tüm şiirlerin hepsinden daha çok caz sanatçısından bahsetmiştir ki bu da tıpkı Joans gibi, caz üzerine yoğunlaşan bir sanatçı için oldukça düzgün bir ayrımdır.

Bu dönemde caz ile ilişkili edebiyat hakkında Ralph Ellison’ın Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’nü kazanan ve yazılmış en başarılı caz romanı olarak kabul edilen Invisible Man (Görünmez Adam) adlı romanından bahsetmezsek konu yarım kalır.

Görünmez Adam, caza direk göndermeler yapan Dinim Caz şiirinden farklı bir biçime sahiptir; daha çok imalar ile doğrudur ve müziğin biçeminin etkisi hemen göze çarpmaz. Ellison’nın romanı, biçimsel olarak getirdiği yenilikler açısından ve Langston Hughes’ın şiirleri ve yine Hughes’ın şiirlerinde ezgiyi siyahi kimliğin bir temsilcisi olarak vurgulaması ve belki daha da önemlisi bebopun biçiminin siyasallığına dair yaptığı incelemeler gibi cesur hareketleri ile karşılaştırılır. (Borshuk, 91).

Caz edebiyatının bağdaştırılabileceği tüm caz alt türleri arasında bebop belki de en karmaşık ilham kaynağı olabilir. Karmaşık ezgileri ve akort değişimleri, hızlı ritim ve ezgisel ve melodik yaratıcılığın ustaca sergilenebilmesi ile karakterize olan bebop, müzik sahnesine 1945 yılında çıkmıştır. Bebop’un deneysel doğasının bir yönü de, tam bir bebop klasiği olan ve Charlie Parker ve Dizzy Gillespie’e ait Shaw Nuff parçasında duyulan, sürekli olarak eski melodileri yeni ezgilerle karıştırma amacıdır. Parça bir Gershwin Klasiği olan “I Got Rythm” şarkısının temel alındığı yeni bir melodiyi içermektedir. Swing Döneminin tahmin edilebilir vuruş stillerinin aksine, bateristin “droping bombs” adlı ara ara vuruşları ve piyanistin buna uyması, parçanın ritmik karmaşasını artırmıştır. Akortsuzluk, virtüözsel sololar ve şarkının enerjisi birbirleriyle birleştiğinde, “Shaw Nuff” parçası bebop döneminin tüm önemli özelliklerini bir araya getirir nitelikte.

Invisible Man (Görünmez Adam) romanını inceleyenler, “Shaw Nuff” parçasında olduğu gibi bebop derlemelerinin paralel özelliklerinin romanda da yansıtılmış olduğunu göreceklerdir. Ellison’ın yazılarında genel bir huzursuzluk hissi oldukça baskın, bunu hem anlatıcının Afro-Amerikalıların performanslarını betimlemesinde hem de anlatıcı sanatsal ifadeler dahil olmak üzere karmaşık sosyal konular ve bunun Afro-Amerikalılar için ne anlam ifade ettiği arasında bocalarken romandaki siyahi karakterlerde de görüyoruz. Invisible Man (Görünmez Adam) romanının cazla ilgili daha gizli tarafı ise deneysel yapısı ve anlatıcının özgürlük ve kendini ifade etmeye olan vurgusu denebilir.(Borshuk, 107-111) Caz müzik göz önünde bulundurularak elde edilen bu biçimsel öğelerin kombinasyonu, Ellison’ın müzikte akademik olarak bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. Sahip olduğu bu geçmiş ona teknik bilgi ve siyahi müziğinin yüzeydeki özelliklerinden daha fazlasını vermiştir. Bu kişisel bağlantıdan yola çıkarak, Ellison’ın  bu çığır açan kitabının müziğin kültürdeki ve kişiliğin gelişimindeki yerini keşfe çıkması çok da şaşırtıcı değil.

Yukarıda incelenen biçimlerden oldukça farklı bir yazış stiline sahip olan doğaçlama Beat Kuşağı şiiri, bu süreçte caz müziğinden etkilenmiştir. Doğaçlama şiir performanlsarı ile ünlü Bob Kaufman bir alto saksafoncu olan Charlie Parker’ın büyük ölçüde etkisi altında kalmıştır. Kaufman’nın şiiri, bir caz orkestrasından çıkan seslerin kolajının edebi bir hayali ve birleştirilmiş görüntüleridir. Kaufman’nın en ünlü şiirlerinden biri olan “Crootey Songo,” Swing Dönemi sonrası scat (anlamsız hecelerle caz söyleme tekniği) tekniği ile şarkı söyleyen usatalardan biri olan Ella Fitzgerald dahil caz vokallerinin performanslarında duyulabilecek türde scat tekniğinin izlerini taşır. “Derrat slegelations, flo goof baber,” gibi bir cümleyle şiiri başlamakla Kaufman, bir anlam taşıyan çağrışımsal bir dize ya da, en azından, gelişigüzel hecelerden daha üstün bir tertip oluşturmuştur.

Yeni Çalışmalar ve Siyahi Sanat Akımı Sırasında Gençlerin İlgisi

Önceki dönemlerde inşa edilen bu hızın ardından, 1960lar caz müziğin hakimiyetinde yaratılmış çeşitli edebi eserlerin dönemi oldu. Amerika’da Afra-Amerikan kültürünün gelişmesinde önemli rol oynayan, Siyahi Sanat Hareketi, birçok genç siyahi yazar için edebiyat sahnesine çıkabilmek için bir fırsattı. Bunların arasında, yazma davranışları cazdan etkilenen şairler de vardı; tıpkı kendilerinden öncekiler gibi, belli caz sanatçıları için şiir yazıyor veya cazın müzikal özelliklerini biçemi, akışı ya da bazı belli başlı enstrümanların kombinasyonu açısından taklit ediyorlardı.  Bu dönemde yazılmış edebi eserler kadar önemli olan başka bir konuysa, genç popülasyonun caza olan ilgisiydi; caz müzik artık daha fazla sanatçı ve entelektüel hareketle iç içeydi, öyle ki caz müzik hiçbir zaman olmadığı kadar genç neslin ilgisini cezbediyordu. Genç Amerikalılara yazıları aracılığıyla caz müziği tanıtan en önemli figürlerden birisi de, ünlü eserleri ‘Black Music’ başlıklı denemelerin derlemini içeren ve deneysel caza odaklanan, Amiri Baraka idi.

Siyahi Sanat Hareketinden bahsederken 1960 ve 1970lerde bağımsız sanatçıların da öneminden bahsetmezsek olmaz; örneğin şair Michael S. Harper günümüz de bile en çok okunan caz yazarı olarak yerini koruyor. Harper’ın etkisiyle ilgili Feinstein, “Harper 1970lerin baskın caz yazarı haline geldi ve ‘Dear John, Dear Coltrane’ adlı şiiri, Harper’ın John Coltrane’e olan hayranlığının bir dışavurumudur; ve Coltrane’nin 1965 yılında çığır açan albümünün adını taşıyan ve şu tekrarlanan dizeleri içerir; yüce bir aşk, yüce bir aşk… Bu şiirde Harper, Coltrane’nin hayatı ile cazın 20.yüzyılda şehir hayatında gelişimini birbirine bağlayarak Coltrane’nin bu zamandaki görünürlüğünü vurgular.

Harper’ın şiiri hem lirik hem de of Langston Hughes ve Ralph Ellison gibi kendinden önceki Afro-Amerikan edebiyatının üstüne koyarak yazması açısından etkileyicidir. Borshuk’un özetlediği gibi, “ Harper’ın şiiri kendinden öncekilerin gelişimlerini aynı potada eritiyor; Ellison’dan tarihi söylesimselliğini ve Hughes’dan biçimselliği alıyor. “

Caz Yazımları Etkilemeye Devam Ediyor

Modern müzikte cazın varlığı azalmaya devam etse de, bugün caz müziği edebi eserlerine yansıtan siyahi yazarlar bulunmaktadır.  Pulitzer Ödüllü, caz şiirleri ve caza dair çalışmalarıyla bilinen Yusef Komunyakaa modern caz yazıları açısından önemli bir figürdür. Eserlerinde değindiği caz müzisyenleri, 1980den günümüze caz müziğin popülerliğini kaybetmesine rağmen Amerikan tarihinde ayakta kalan figürlerin tasviridir.

Afro-Amerikan müziğinin gözlerinden caz müzik analiz edildiğinde 20. Yüzyıl Afro-Amerikan topluluğunda sanatı çevreleyen kültürel bağlam anlaşılır. Böylesi bir analiz caz müziğin Amerikan kültürünün değerlerini nasıl dönüştürdüğünün takdir edilmesini sağlar bir bakıma. Caz müzik ve görsel sanatlar arasındaki ilişkiye dair bir çalışma, herhangi bir sanat mecrasının bir kavram ya da duyguyu ifade etmesi gibi, bu ikisi arasındaki benzerliği de ortaya çıkarır. Bugün caz müzik Amerika’da popüler olmasa da, Afro-Amerikan edebiyatındaki sürekli temsili, cazın zamansız kalitesi ve geniş kültürel değerinin doğrudan bir manifestosudur.

The-Rake-GettyImages-84851334-1200x801-900x580

Çeviri: birkafakitaplık

This article was originally published at inquiriesjournal.com

Source: Anjali J. Misra

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: