Bir Ömür Nasıl Yaşanır- İlber Ortaylı

Çoğu zaman bir koşuşturma içindeyiz, hep acelemiz var, daima bir yerlere yetişmek zorundayız. Sanırım biz böyle olduğumuz için değil de dünya bizi buna zorladığı için bu şekildeyiz. Tüm bunlar olurken insan olduğumuzu unutuyoruz. Artık eskisi kadar sık film izlemiyoruz mesela; bir kitap üzerine derin düşüncelere dalamıyoruz. Kaçımız ülkemizin şehirlerine ‘tanıklık’ edebildik; hangimiz içinde yaşadığımız dünyaya... Okumaya Devam et →

Aylak Adam- Yusuf Atılgan

Gözlerim boşlukta… Bugün ne yapacağım ben? Her gün yaptığımı herhalde; boş boş dolanacağım. Nasıl olsa bir aylak adamım ben. Aylağım diye hor görmeyin beni lütfen, benim boşum sizin dolunuz çünkü. Bu yüzden boş boş dolanmak da denmez buna. Ben birini arıyorum, her gün yanımdan geçip giden. Aradığımı bulduğumu zannediyorum ama boşuna ümitleniyorum. Herkes aynı, herkesin... Okumaya Devam et →

Madam Samatya ve Diğer Şüpheliler- İbrahim Yıldırım

Gözlerimi açtım, tavandaki delikten gökyüzünü izliyorum ve bir sel misali akıyor yaşadıklarım. Neydi beni 41 sene önce yaşananlara bu kadar hastalıklı bir şekilde bağlayan? Hiç tanımadığım insanlardan kalan hayat kırıntıları ya da belki de böylesine kafayı bozmasaydım arşınlamayacağım Samatya… Hâlbuki biliyordum, bunu siz de biliyorsunuz sevgili okur, başka hayatlara dokunabilir, bana böylesi zarar vermeyecek başka... Okumaya Devam et →

Antika Titanik- Murat Menteş

Yıl 2019. Dünyanın en çok bilinen gemisindesin. Nerede olduğunu hala anlamadın mı? Günaydın, Titaniktesin. Ama bu sefer Jack ve Rose yok gemide. Aslına bakarsan gemide kimin olduğuna ya da ne olup bittiğine dair de hiçbir fikrin yok. Düşüncesi bile kötü değil mi? İşte böyle bir güne uyandı Marco.   Şimdi, Titanik deyince aklına buzdağına çarpıp... Okumaya Devam et →

Masal Masal İçinde-Ahmet Ümit

“Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, cinler cirit oynar iken eski hamam içinde bir varmış bir yokmuş… Bu ülkeyi genç bir padişah yönetirmiş… Ama Padişahımızın küçük bir kusuru varmış. Övünmeyi pek severmiş. Ne zaman bir iyilik yapsa tahtına kurulur, başlarmış anlatmaya.” Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti var; bir masal nedir, iki neden anlatılır?... Okumaya Devam et →

Yüksek Topuklar- Murathan Mungan

  Bu Murathan Mungan ile ilk tanışmam oldu ve ben onu tanıdım. Sadece adını sanını değil içini de tanıdım. Her zaman kitapların yazarlarını anlattığına inanırım. Fakat bu kitapta öyle bir şey var ki resmen karşımızda duruyor yazar. Çok renkli karakterleri barındırıyor içinde. Hepsi Mungan’ın hayatının bir zamanında gördüğü, tanış olduğu ya da sadece duyduğu insanlar... Okumaya Devam et →

Sevgili- İnci Aral

Tipik bir aşk hikâyesi gibi başlamıştı onların hikâyesi de ya da o zamanlara damgasını vuran Türk filmleri gibi. Yoksul kesimden gelen bir oğlan ve bir burjuva kızı… Bilemiyorum belki de farklıdır onların hikâyesi, bir rüya ile başlayıp bir rüya ile sonlanan. Bu öylesine bir hikâye ki durmadan şunu sorgulatıyor; Aşk uğruna nelere katlanırsın? Yalnızlığa mı,... Okumaya Devam et →

İpek Sabahlık-Osman Balcıgil

Çınar gibi bir kadının hikayesi... Osmanlının son zamanlarını görmüş Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etmiş... Modern, çağdaş ve çalışkan bir kadın. Suat Derviş. Tüm bu yolculuk boyunca ona eşlik eden, hatta ablasından sonraki tek sırdaşı bir de ipek sabahlık. Böylesine ‘basit’ bir kumaş üzerinden hikayenin anlatılması ise kesinlikle yazarın yeteneği. Suat Derviş deyince hem özel hayatında hem... Okumaya Devam et →

Masumiyet Müzesi- Orhan Pamuk

Bir ömür beklemek mi birini yoksa vazgeçmek mi? Sizce nedir aşk? Ya da daha doğrusu aşkı aşk yapan sevdiğiniz midir yoksa aşkı size hatırlatan anılar mı? Mesela rüzgardan hafifçe kalkmış bir perde ya da mutfağa girdiğinizde aldığınız o koku mu? Peki, neyle şekillenir anılar, sadece zihnimizde mi var olurlar ya da bazı nesneler midir onları... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑